CEZA HUKUKU NEDİR ?
Ceza hukuku, suç ve ceza kavramlarını inceleyen Kamu Hukuku bölümüdür. Genel ve özel Ceza Hukuku olarak ikiye ayrılır.
Genel Ceza Hukukunun konusu suç kavramının maddi ve manevi unsurlarıyla tanımı, ceza hukukuna hakim olan genel ilkeler, ceza kavramının tanımı, suçu ortadan kaldıran nedenler, cezayı azaltan ve ortadan kaldıran nedenler gibi bütün suçlar için geçerli olan ilke ve teorilerdir.
Özel Ceza Hukukunun konusu ise ülkenin kanunlarına göre suç sayılan eylemlerin neler olduğu, bunların kapsam ve sınırları, birbirlerinden ayrılan yönleri ile bu suçlara öngörülen cezalardır.
Alle Avukatlık Bürosu olarak uzman Ceza ve Ağır Ceza Avukatlarımız, stajyer avukatlarımız ve akademisyenlerden oluşan Ceza Hukuku departmanımız ile yanınızdayız.
Yargı sürecinde kişilerin hak ve özgürlüklerini korumak için ceza hukuku ve ceza hukuku avukatları devreye girer.
Herkesin savunma ve savunma hakkı olduğunu unutmamak kaydıyla Alle Avukatlık Bürosu olarak avukat kadromuz ile ceza hukuku departmanımız siz değerli müvekkillerimize hizmet vermek amacıyla çalışmaktadır.
Alle Avukatlık Bürosu, Anadolu yakasında, Avrupa yakasında ve Sakarya ilinde olmak üzere çeşitli hukuk ve ceza departmanıyla siz değerli müvekkillerimize hizmet vermektedir.
Ceza Hukuku departmanımızda çalışan alanlarında uzman avukatlarımız stajyer avukatlarımız ve akademisyenlerimiz müvekkillerimizin bu ağrılı ve psikolojik olarak zor bir süreç içerisinde olduğunu anlar Alle Avukatlık Bürosu sekreterlik hizmetimizden almış olduğunuz randevular doğrultusunda alanında uzman avukatlarımız size en yakın lokasyondaki ofisimizde bir görüşme sağlanarak sürece başlanmış olur devamında avukatımız süreci dinler not alır ve üzerinde birlikte müvekkil ve avukat bir çalışma sağlar bundan sonraki süreç siz değerli müvekkillerimizin ve avukatımızın istişare sonucu devam eder. Şüpheli veya sanık tutuklu ise yakınları ile iletişime geçilir gerekli cezaevi görüşleri yapılır ve süreç uzman kadromuz eliyle takip edilir. Durumun gerektiği şekilde karakola veya savcılığa da gidilir, ifadeye katılınır.
Alle Avukatlık Bürosu bünyesinde birçok avukat çalıştırmaktadır lakin müvekkil avukat gizlilik yükümlülüğüne nedeniyle her müvekkilimiz tek bir avukat ile sürece devam ettirmektedir.
Gerekli anlaşma sağlandıktan sonra ve vekalet çıkarıldıktan sonra 3 iş günü içerisinde işlemlerinizi Alle Avukatlık Bürosu tarafından başlanacaktır. Yapılacak tüm işlemler ve eylemler müvekkil veya yakını onayı alınmadan işleme konulmamaktadır.
Sizinle dava sürecine başlamış olan avukatlarımızın özel cep numarası tarafınıza iletilir herhangi bir sorun veya soru durumunda avukatımız da bizzat online veya randevu alarak yüz yüze görüşme sağlayabilirsiniz ceza hukuku departmanımızda sizinle ilgilenen avukatımız 07/24 hizmet vermektedir.
Ceza Avukatı Ne Yapar?
Türk Ceza Kanunu kapsamında ceza avukatlarının işlevi ve ceza davalarının özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca ceza avukatlarının baktığı davalar da bellidir. Ceza hukuku davalarında görevli olan ceza avukatları, müvekkillerinin savunmasını yapmakla ve onları savunmakla görevlidir:
- Müvekkilinin savunmasını yapması
- Soruşturma sırasında delil toplaması
- Delilleri ilgili mahkemeye sunması
- Mahkeme sonuçlarına itiraz ve ceza işlemlerini yürütmesi
SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ NEDİR ? (NULLA POENA SİNE LEGE)
Suç ve bunun karşılığı olan cezanın ancak kanun ile belirlenmesidir. Bu temel ilke, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.” Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlak ifadelerle suç tanımlanamaz. (nulla poena sine lege certa).
Kanunilik ilkesinin gerektirdiği bir başka şart da, aleyhe olan kanunun geçmişe yürüyemeyeceğidir. Yani, işlendiği sırada suç olmayan bir fiilden dolayı, sonradan fiilin suç olarak düzenlenmesi nedeniyle kimse cezalandırılamaz (nulla poena sine lege praevia).
Gene kanunilik ilkesinin getirdiği bir başka koşul da failin aleyhine kıyas yasağıdır. Hukuk biliminde kıyas, kanunda boşluk bulunması halinde bu boşluğun en benzer hukuk kuralı bulunarak doldurulmasını ifade eder. Ceza hukukunda kıyas, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrasında “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.” şeklinde belirtildiği üzere uygulanamaz (nulla poena sine lege stricta).
SUÇTA VE CEZADA KUSUR İLKESİ NEDİR ?
Ceza hukuku anlamında kusur, bir fiilin isnat yeteneği mevcut bir kimse tarafından bilerek ve istenerek işlenmesidir. Yani, failin cezalandırılabilmesi için fiili bilerek ve isteyerek yapmış olması gerekir. Bu ilkeden de ancak fiili bizzat işlemiş failin cezalandırılabileceği ilkesi türetilmiştir. Bu ilke de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: “Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.”
SUÇUN UNSURLARI NELERDİR ?
Bir fiilin cezalandırılacak bir suç teşkil etmesi için belli unsurların mevcut olması gerekir. Suçu oluşturan temel unsurlar, kanuni unsur, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsurdur.
1. KANUNİ UNSUR (TİPİKLİK)
Kanuni unsur, işlenmiş bulunan bir fiilin ceza kanununda düzenlenen suç tanımına birebir uygun olmasıdır. Bu unsura tipiklik adı da verilmektedir. Örneğin, hırsızlık suçunun gerçekleşmesi için failin “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alması” gerekir. Kanunda tanımlanan bu unsurlardan biri yoksa, mesela alınan malın zilyedinin rızası varsa, hırsızlık suçunun kanuni unsuru oluşmaz.
2. MADDİ UNSUR (HAREKET/FİİL)
Suçun meydana gelebilmesi için failin bir fiil işlemesi gerekir. Fiilden kasıt, insanın kendi iradesiyle dış dünyayı değiştiren bir iş ortaya çıkarmasıdır. Mesela refleks hareketleri veya epilepsi hastasının bilincini kaybettiğinde gerçekleştirdiği hareketler fiil unsuru taşımaz.
- HUKUKA AYKIRILIK UNSURU
İşlenen fiil hukuk düzeniyle uyuşmazlık içindeyse hukuka aykırılık unsuru tamamlanır. İlke olarak kanuni unsuru gerçekleştiren bir hareket hukuka aykırıdır. Ancak, ceza hukuku hukuka aykırılığa bir takım istisnalar getirerek, kanuni unsuru tamamlayan bazı fiillerin hukuka uygun olacağını belirlemiştir, bunların başlıcaları şunlardır:
- Kanunun hükmü ve amirin emri (TCK m. 24/1)
- Meşru savunma (TCK m. 25)
- Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası (TCK m. 26)
- Cebir, şiddet, korkutma ve tehdit altında işlenen suçlar (TCK m. 28)
- Zorunluluk (ıztırar) hali 2005 yılında TCK’da hukuka uygunluk nedeni olmaktan çıkarıldı.
4. MANEVİ UNSUR
Suçu gerçekleştiren son unsur kanuni tipikliği mevcut hukuka aykırı fiilin isnat yeteneği var olan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Bu unsur aynı zamanda, ceza hukukunun evrensel ilkelerinden biri olan kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesinin suçu oluşturan unsurlara yansımasıdır. Bir eylem yukarıda belirtilen tüm unsurları taşısa bile, kişinin kastı yoksa manevi unsur yokluğu nedeniyle kişinin eylemi cezayı gerektirmeyebilir. Taksir sonucu işlenmiş fiillerden dolayı öngörülen cezalar bunun dışındadır.
CEZA YARGILAMASINDA KİMLER BULUNUR ?
Ceza yargılaması soruşturma evresi ve kovuşturma evresi olmak üzere iki önemli evreden oluşmaktadır. Bu evrelerde dosyalarda bulunan şahıslara farklı sıfatlar yüklenmiştir. Dosya içerisinde ilk etapta isimle belirtildikten sonraki aşamalarda, şahısların sıfatları ile adlandırma devam ettiğinden ceza yargılamasında bulunan sıfatlar önem arz etmektedir.
Müşteki
Halk dilinde şikâyetçi, şikayet eden olarak adlandırılan müşteki, ceza yargılamasında özellikle soruşturma aşamasında, sanıktan şikayeti bulunan ve şikayeti devam eden kişi olarak adlandırılır. Müştekinin, müştekilikten başka soruşturma evresinde herhangi bir sıfatı yoksa ceza almayacaktır.
Sanık
Ceza yargılamasının ana unsuru sanıktır. Sanık yoksa aslında bir ceza yargılamasından bahsetmek pek mümkün olmayacaktır. Sanık, soruşturma evresinde şüpheli olarak adlandırılır. Yani suçu işlemiş olacağı düşünülen muhtemel kişiler şüphelidir. Şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin, mahkeme tarafından kabulü ile kovuşturma aşamasına geçilmesiyle şüpheli sıfatı, sanık sıfatına dönüşecektir. Masumiyet karinesi doğrultusunda sanık veya şüpheli olarak şahsı adlandırmak kesinlikle suçlu olduğunu gösterir bir durum değildir.
Katılan
Soruşturma evresinde şikayetçi veya müşteki olarak adlandırılan, suçtan zarar gören veya zarar gördüğü düşünülen kişinin; Soruşturma evresinden sonra duruşmaya katılması durumunda, davaya müdahil olmuş olur ve müdahil sıfatıyla anılır. Yürütülen davayı takip etmek istediğini mahkemeye belirtmesi ve mahkemenin olurundan sonra “katılan” sıfatını alacaktır. Katılan artık o davanın bir tarafı haline gelecektir.
Mağdur
Ceza yargılamasında, işlenen suçtan veya fiilden zarar gören kişiye mağdur denir. Türk Ceza sistemimizde mağdur kavramı yalnızca gerçek kişiler için kullanılmaktadır. Suçtan zarar gören kamu veya tüzel kişi de olabilecektir. Ancak ceza yargılamasında gerçek kişi haricinde suçtan zarar görenlere mağdur denmemektedir. Mağdurun, ceza yargılamasında duruşmalara katılmama veya dosyayı takip etmeme durumlarında herhangi bir cezai sorumluluğu yoktur.
Adli Soruşturma
Cumhuriyet savcısının yürütmekte olduğu, basit şüphenin varlığı sonrası vakanın araştırılarak, gerek duyulması halinde iddianamenin hazırlandığı sürece adli soruşturma denmektedir. Savcının araştırmaları neticesinde iddianame hazırlanmasını gerektirecek bir durum olmaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilebilecektir. Verilen karara mağdurlar, suçtan zarar görenler veya diğer ilgililer itiraz edebileceklerdir. Adli soruşturma, idari soruşturmadan tamamen bağımsızdır. Bir kişiye idari soruşturma sonucu ağır yaptırımlar uygulanabilecekken, adli soruşturmada suç unsuruna rastlanmayabilir veya tam tersi olması da mümkündür. Bu yüzden adli soruşturma ve idari soruşturmanın birbiri ile karıştırılmaması gerekmektedir.
İdari Soruşturma
Bir suçun işlenmiş olması şüphesi ile savcının yürütmüş olduğu sürece adli soruşturma denmektedir. Yine aynı fiil ve suçla alakalı şahsın bulunduğu görevi neticesinde herhangi bir yaptırım gerektirmesi durumunda müfettişler veya denetçiler aracılığı ile idari soruşturma yürütülmektedir. İdari soruşturma sonucunda herhangi bir yaptırım uygulanması veya uygulanmaması adli soruşturmayı etkilemeyecektir. İdari soruşturma neticesinde işten çıkarma, para cezası, aylık kesimi, kınama vs. gibi yalnızca idari yaptırımlara hükmedilebilecektir.